Sen, tüm yarınlarını tek bir dün için değiştirir miydin? Ben değiştirirdim. Çünkü tek bir dünümü değiştirsem bütün yarınlarıma seni koyardım. Bütün hayallerimi seninle yaşar, tüm geleceğimi sana adardım. Her gece gözlerimi sana kapar, her sabah kulaklarıma seni tıkardım.
Zaten hiçbir şeyin yokken, biri gelir sahip olduğun tek şey olan kalbini de alıp götürür. En kötüsü ses de çıkaramazsın. Öylece bakarsın. Belki o da kendi kalbini bana verir diye beklersin ama sonunda ne onun kalbi senin olur, ne de senin kalbin sana tekrar döner.

Sadece gülümsemelerini hatırlamak bile yüzümü güldürmeye yetiyor. Yanımda olduğunu düşünmek mesela, tüm sıkıntılarımı bir anda benden alıyor. Kokunu hissedebiliyorum seni yanımda hayal edince. Sana dokunamıyorum ama bir zamanlar bana söylediğin cümleleri duyabiliyorum. Silüetini karşımda canlandırabiliyorum. Belki kendime acı çektiriyorum ama küçük bir an da olsa mutlu oluyorum, özlemimi gideriyorum. Gidermeye çalışıyorum. İçimdeki özlem gelip bana sarılsan bile dinmeyecek cinsten çünkü. O kadar birikti ki içimde sensizlik yavaş yavaş sessizliğe dönüşüyor. Suratında kahkahalar eksik olmayan ben gülümsemelerimi kaybediyorum. Tıpkı seni kaybettiğim gibi, acı verici bir biçimde. Ben eksik olan her yanımı seninle tamamlamıştım ve sen gidince eksiklerim yavaş yavaş günyüzüne çıkmaya başlıyor. Şu an sensizliğin savaşını tek başıma vermeye çalışıyorum fakat bu bana hiç adil görünmüyor. Yaşayamadığımız her şeyden, her andan, birbirimize söyleyemediğimiz her cümleden kendimi sorumlu tutuyorum. Bu savaşta kendi kendimi yenik düşürüyorum. En kötüsü de hala umuyorum. Belki gelir de bu acıya son verirsin diye. Umdukça yoruluyorum, umdukça üzülüyorum ama vazgeçemiyorum. İçimde hala sen varken seni ümit etmeden nasıl yaşayabilirim ki? Geleceğin günü beklemeden nasıl durabilirim? Bekliyorum seni, ve ne kadar çok beklersem o kadar da çok seviyorum seni.
